Dünden Bugüne Akıllı Telefonlar

Ankesörlü telefonlardan akıllı telefonlara süregelen bir hikaye

Teknoloji tutkunuyuz. Yeri gelir teknoloji gurusu oluruz, yeri gelir teknolojiyi hayatımızın bir parçası yaparız. Hayatımızın parçası olan ilk teknolojik ürün ise tabii ki telefonlarımız. Artık telefonlarımız ankesörlü değil, sehpamızın üzerinde dekoratif eşya niyetine bulundurmayız. Hatta telefonlarımız artık sadece bir cep telefonu da değil, nitekim ceplerimiz de boştur. Bu teknolojiyi artık sürekli elimizde ve gözümüzün önünde tutarız. Artık telefonlarımız akıllı sıfatını almıştır, hayatımızın olmazsa olmazlarındandır. Bazen bize gideceğimiz yolu gösterir, bazen arkadaşlarımızın lokasyonunu bildirir. Bazen son dakika haberlerini ekranımıza taşır, bazen de market siparişlerimizi gerçekleştirir. Özetle pek çok ihtiyacımızı hızlıca gideren bu teknolojiyi sadece telefon diye isimlendirirsek hata ederiz ve tüm teknoloji dünyasına haksızlık etmiş oluruz. Nitekim belki de tarihte hiçbir teknolojik ürün tüketicilerin hayatlarında bu kadar yer edemedi. Peki her şey nasıl başlamıştı? Hangi marka ilk adımı attı? Telefonlarımız ankesörlüyken nasıl bu kadar akıllı hale geldi? Ankesörlü telefonlardan akıllı telefonlara süregelen bir neslin kısa hikayesini sizler için derledik.

İlk akıllı telefon hamlesi IBM’den!

Bugün kullandığımız akıllı telefonlara en benzer özellikleri taşıyan dünyanın ilk akıllı telefonu olarak adlandırabileceğimiz ilk teknolojik ürün 1994’te IBM tarafından üretildi ve piyasaya sürüldü. IBM Simon Kişisel İletişim Aracı olarak ismi lanse edilen ürün, 1992‘nin Kasım ayında prototip olarak Las Vegas’ta bir fuarda gösteriliyordu. Teknoloji severlerin ilgisini çeken IBM, çok uzun süre beklemek istemedi ve ilk hamleyi Simon ile gerçekleştirdi.

Simon Kişisel İletişim Aracı, İngilizce ve orijinal ismiyle Simon Personal Communicator, PDA (Personal Data Assistant – Kişisel Veri Yardımcısı) ve akıllı telefon niteliklerine sahip ilk cihazdı. 1994 senesini düşündüğümüzde zamanının ilerisinde olduğunu tüm otoriteler kabul ediyordu. Cihaz sadece telefon özellikleri taşımıyordu, ayrıca e-posta ve fax gönderebiliyor ve alabiliyordu. Kullanıcılar tüm dünya saatlerini takip ediyor ve cihazı hesap makinesi olarak kullanabiliyordu. Bununla birlikte not defteri, takvim ve birkaç oyun gibi o dönemin ilerisinde kabul edilen birçok uygulamayı bünyesinde barındırıyordu.

Dokunmatik ekranı ve kendisine ait kalemi olan cihaz piyasaya sürüldükten sonra yaklaşık 50 bin adet sattı. Çok kısa bir sürede Amerika Birleşik Devletleri’nde ün kazandı, ve tabii bunda Hollywood’un da etkisi büyüktü. Dönemin ses getiren filmlerinden biri olan 1995 yapımı The Net filminde cihaz gösterildi.

Bugünün standart ölçüleriyle kıyaslarsak tabii ki büyük bir cihazdı. Uzunluğu 200 mm, genişliği 64 mm olan ilk akıllı telefonun kalınlığı ise 38 mm şeklindeydi, yani bugünün akıllı telefon kalınlık birimlerine göre yaklaşık 7 kat daha kalındı. Bugünün şartlarına göre pek tabii ki tıknaz ve hantal bir akıllı telefon diyebiliriz; ancak o dönem bol boru paçalı ve büyük cepli pantolonların da moda olduğunu düşünürsek, o dönem için taşınmasının çok zor olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz.

IBM Simon kişisel iletişim aracı, bugünün ismiyle akıllı telefonu, teknoloji müzelerinde yerini çoktan aldı. Peşinden gelen girişimcilere ise yeni teknolojik ürünler için ilham perisi oldu.

Palm dijital asistanların dönemi

Kısaca Pilot olarak isimlendirilen, 1996 senesinde U.S. Robotics ve Palm Computing firması tarafından üretilen Palm dijital asistanların ilk neslinin ismiydi: The Palm Pilot 1000.

Teknik olarak bir akıllı telefon olduğunu söylemek pek mümkün değil. Nitekim Pilot’ta telefon özelliği bulunmuyordu; ancak iletişim rehberinde 500 kişi taşıyacak 128kb dahili belleği, bilgisayarlar ile senkronize olması, 18 mm ‘inceliği’ ve dokunmatik ekran özelliğiyle bugünlerin akıllı telefonlarına bir ilham verdiği gerçek. Dönemin kişisel taşınabilir güçlü bilgisayarı olarak adlandırabiliriz.

Nokia gelişen teknolojiye ayak uydurmaya çalışıyor.

Sene 1998. GameBoy’un popüler teknoloji ve oyun kültürüne egemen olduğu dönem. Sony disklerde görüntü saklayan dijital kameralar üretirken, Apple ilk iMac’i insanoğlu ile tanıştırırken, akıllı telefon teknolojisi henüz istenilen talebi görmemişti. Bir akıllı telefonun sahip olduğu en büyük özellikler hala birkaç oyun oynatması ve özel zil sesleri dinlettirmesiydi. Ta ki Nokia 9110’a kadar.

Nokia 9110 daha fazlasını yapmaya başlıyordu. Tam anlamıyla cep boyutunda bir bilgisayar ve aynı zamanda telefondu. Kapağı vardı; kapandığında telefon ve açıldığında bilgisayar oluyordu. Arkasında “Made in Finland” yazıyordu, dayanıklı cihaz ve güvenilir iletişimin imzasıydı. Finlandiyalı şirket tek başına tüm Amerikan teknoloji şirketlerine (Sony, Motorola, Apple, IBM, Microsoft…) karşı dik durmaya çalışıyordu. Gelişen teknolojiye ve değişen iletişim çağına ayak uydurmaya çalışan Nokia, 9110 modeli ile teknolojinin zirvesine bir adım daha yakındı.

Dönemin en güçlü teknolojilerinden biri olan Nokia 9110 bugünün akıllı telefonlarını sembolize ediyordu. 8mb hafıza bellek kapasitesi ve ses kaydedici özellikleri mevcuttu. Altavista arama motoruna giriş yapılabilmesi ve QWERTY klavyeye sahip olması o dönem için çok büyük bir özellikti. Cihaz teknolojinin sınırlarını zorluyordu, teknolojinin nereye geldiğini ve nereye gideceğini insanoğluna gösteriyordu. 90’ların teknoloji guruları için tam bir deneysel cihaz niteliğine sahipti, bir nevi 90’ların Samsung Galaxy Fold’uydu. Özetle Nokia 9110 için geleceğe yön gösteren en inovatif akıllı telefon teknolojisi olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Blackberry popüler kültürünün giriş anahtarı: Blackberry 5810!

Blackberry’nin kurucusu Mike Lazaridis, 1990’ların sonunda kablosuz kişisel bilgisayarların cep telefonlarıyla birleşeceğini öngörmüştü. Bu doğrultuda 2000’li yıllarda birçok teknolojik hamle yapacaklardı. Blackberry 5810 modeli de bunlardan ilkiydi.

Blackberry 5810 hem telefon olarak kullanılan hem de e-posta özelliği çok gelişmiş, QWERTY klavyeye sahip bir telefondu. E-posta özellikli telefonlar olarak pazarlanan, reklamı yapılan ilk teknolojik cihazdı. Telefon özelliği ise biraz arka plandaydı. Nitekim 5810’u bir telefon olarak kullanmak için kulaklık setine ihtiyaç vardı. 2002 senesine göre çoktan ilerlemiş olan mobil telefon teknolojisinin bu noktada gerisindeydi; ancak bu telefonun kulaklığa ihtiyaç olması, aslında kişisel tüketicilere yönelik olmadığının ve daha çok işletmelere yönelik bir cihaz olarak lanse edildiğinin en büyük göstergesiydi.

SMS mesajlaşma, kablosuz web tarayıcısı, e-posta kutusuna ve senkronize takvime her zaman erişim gibi özellikler Blackberry 5810’u teknoloji dünyasının popüler cihazı haline getirmişti. Özellikle Silikon Vadisi başta olmak üzere Amerika ve Avrupa’da birçok farklı yerdeki iş dünyasında yaklaşık 10 yıl sürecek bir Blackberry kültürünün kapısını açmıştı. İş insanlarının bir elinde Starbucks kahvesi varken, diğer ellerinde de Blackberry olacak ve kulaklıkla iletişimin popüler olma dönemi başlayacaktı.

Telefonun yeniden icadı: iPhone!

9 Ocak 2007. Apple’ın MacWorld fuarı ve Steve Jobs’ın o meşhur sunumu… Steve Jobs sunumuna “Bugünün gelmesini 2,5 yıldır bekliyordum” diyerek başlıyordu. 1984’te ilk Macintosh ile tüm bilgisayar endüstrisini değiştirdiklerini, 2001’de iPod ile tüm müzik endüstrisini değiştirdiğini ifade ediyordu. Haksız da sayılmazdı. Şimdi de Apple’ın telefonu yeniden icat edeceğini söylemişti: iPhone ilk defa lansman ediliyordu.

iPhone sadece telefonla konuşma alışkanlığımızı değil, tüm iletişim şeklimizi baştan sona değiştirmişti. Birçok teknoloji şirketinin gelecek planlarını alt üst ederken, birçok yeni teknoloji şirketi de onun sayesinde kurulacaktı. Apple’ın ve teknoloji alışkanlıklarının yeniden doğuşuna şahit olmuştuk.

Cihazda Blackberry’nin klavyesi yoktu, dijital asistanların kalemi de yoktu. Steve Jobs dokunmatik ekranın gücüne güvenmişti, iPhone’u kullanmak için kalem veya klavye gibi ek araçlara ihtiyaç duymuyordu. Sadece tek bir parmak yeterli olacaktı.

iPhone’un güncel satış rakamları 1 milyarı geçti ve gelmiş geçmiş en yüksek satış adedine ulaşan ilk teknolojik ürün oldu. iPhone ile birlikte Samsung’un, Sony’nin, LG’nin ve daha birçok büyük teknoloji şirketlerinin akıllı telefon satışları da rekorlar kıracaktı. Bir nevi ankesörlü telefonlar yerini kişisel dijital asistanlara bırakırken, kişisel dijital asistanlar da yerini artık akıllı telefonlara bırakmıştı. Artık iletişim ve hatta teknoloji dünyası iPhone’dan önce ve iPhone’dan sonra olarak ikiye ayrılacaktı.

Akıllı telefonlar ve dijital iletişim çağı

Gelmiş geçmiş en büyük bilim adamlarından biri olan mucit Nikola Tesla, 1926’da Collier isimli bir derginin röportajında şunları ifade etmişti:

“Kablosuz teknoloji eksiksiz bir şekilde uygulandığı zaman, tüm dünya büyük bir beyne dönüştürülecek. Her şey gerçek ve bir bütünün parçaları olacak. Mesafeden bağımsız olarak insanlar birbirleriyle iletişim kurabilecek. Üstelik sadece bu da değil, televizyon ve telefon aracılığıyla birbirimizi, yüz yüze olduğumuz kadar mükemmel göreceğiz ve duyacağız. İleride teknolojiyle başarabileceklerimiz mevcut telefonumuza kıyasla inanılmaz derecede basit olacak. Bir erkek, yelek cebinde bir tane taşıyabilecek.”

Bir ‘geleceği görenler’ serisi yapsak sanırım Nikola Tesla bu örneğiyle ve kullandığı net cümleleriyle zirvedeki yerini alırdı. Tesla akıllı telefon ismiyle hitap etmemiş ve onun yerine enstrüman demeyi tercih etse de, yaklaşık 80-85 yıl sonra öngörüsü büyük oranda şekillendi. Akıllı telefonlar artık sadece yelek ve pantolon ceplerimizde değil, daha da ötesi hayatımızın içinde. İstisnasız her gün saatlerce vaktimiz akıllı telefonlarımızla geçiyor. İletişim çağının en büyük cihazı akıllı telefonlarımız oluyor.

Siz de hayatımızın içinde olan bu akıllı telefonlardan birine sahip olmak isterseniz, gezbulal’ın Trendyol telefon sayfasında birbirinden farklı modelleri en uygun fiyatlarla inceleyebilirsiniz.